Yorumlar için; http://www.bmwteam.net/board/index.php?showtopic=11847
///M3'ÜN 20 YILLIK TARİHİ (1985-2006)

2006 yılında BMW M3 modeli 20inci yılını doldurdu.
Efsanenin son modeli, 4üncü nesli, 2007 yılında, geleneklere bağlı olarak
üretilmiş ve geliştirilmiş bir model olarak satışa sunuldu.
M3
çıktığı günden itibaren, hem yarış pistlerinin, hem de yolların en iddialı
otomobillerinden oldu. Yarış pistlerinde başarılar üzerine başarılar
kazanırken şehir kullanımında, gücüne rağmen son derece pratik,
kullanıcısını maddi manevi yormayan bir sporcu oldu BMW M3. Diğer yandan
satışa sunulduğu günden beri, sürekli büyüyen ve sadık bir hayran kitlesi
de oluşturdu.

Hikaye 1985 yılında, Alman otomobil basının, “zirvedeki 3
serisi” başlıklı, E30 3 serisi BMWlerin 200 beygir gücünde bir
versiyonunun üretileceği modeli haber vermesiyle başlar. 230 km/s hıza
ulaşabilen ve 100km/s hıza 6.7 saniyede çıkabilen modelin basına test için
verilmesine daha 1 sene vardır.
Bölüm başkanı Paul Rosche
gözetiminde geliştirilen M3’ün motoru, üretilmekte olan 4 silindirli
motorun krank muhafazası üzerine kurulmuştu. Motorun 6 yerine 4 silindirli
olması ağırlığı düşük tutuyordu, ancak asıl nedeni başkaydı. 6 silindirli
motorların uzun krankı, devir yükseldikçe, daha erken vibrasyon
yaratıyordu. 4 silindirli motorların kısa krank mili öyle yapılmıştı ki,
10,000 devir/dakika üzerine çıkıldığında bile rahatlıkla çalışabiliyordu.
M3’ün motoru maksimum 6,750 devir çeviriyordu ve bu da tehlikeli sınırın
oldukça altındaydı.

Silindir kafası, 6 silindirli motorlardan alınmış ve iki
silindir kesilmişti. İki motor tipinde de silindirler arasında eşit mesafe
bulunması işi son derece kolaylaştırmıştı.
Son olarak motor hacmi
2.3 litreye yükseltildi.
Projeyi yöneten Paul Rosche’ye gelen
tek kötü haber, motora turbo uygulaması yapılmasının mümkün olmayışı idi.
Bu sorun teknik değil, pazarlama ile ilgiliydi. Grup A’da yarışacak M3’ün
homologe olması için 1 senede 5000 adet üretilmesi gerekiyordu. Bu sayıda
turbo beslemeli aracın satılabilmesi ve her gün kullanıma uygun biçimde
üretilmesi, pek mümkün değildi.
Aracın üretiminde yaşanan bir diğer
sorun ise Avrupa’da uygulanmaya başlanan emisyon kurallarıydı. Araca
katalitik konvertör takılması gerekiyordu ve bu güç kaybına neden
oluyordu. Bir diğer sorun ise, katalitik konvertör ile kurşunsuz benzinin
bir arada kullanılması mecburiyeti idi. Herkes kurşunsuz benzinin, yüksek
performanslı motorlara verdiği zararı biliyordu.

Son bir sorun ise, Avrupa genelinde değişen yakıt
kalitesiydi. Paul Rosche ve ekibi bu sorunun üzerinden, sıkıştırma oranını
10.5’den 9.6 düşürerek geldi. Böylece M3 motorları farklı oktanda
yakıtlarda bile, zararlı seviyede vuruntu yapmadan
çalışabiliyordu.
Bu kadar engele rağmen motorun gücü 200den 195e
düşmüştü.
Efsane yarış pisti Nürburgring’de yapılan testlerde egzoz
sistemi sorun çıkarıyor, motordan çıkan güçlü gaz ile baş edemiyor,
susturucunun uçları patlıyordu. Sistem o kadar ısınıyordu ki, egzozun boyu
25 milimetre artıyordu. Ancak mühendisler sorunun üstesinden
geldi.
Son testler İtalya’daki Nardo sürat pistinde yapıldı. Tam
gaz geçilen 150,000 kilometrelik testlerde, egzoz ile beraber, aracın
bütün parçaları sınavı başarı ile verdiler.
1985 yılında düzenlenen
Frankfurt Otomobil Fuarı’nda, diğer firmalardan farklı olarak, yeni model
standart bir renk ile tanıtılmıştı ve ziyaretçiler yeni modeli hemen fark
ediyorlardı.

1986 yılına, firmanın motor sporlarından sorumlu bölümü,
E30 kasa üzerinde son çalışmalarını bitirmiş ve ilk M3 modeli satışa
sunulmuştu. Genişletilmiş çamurlukları ve aracın gücünü belli eden
kanatları ile, M3 durmuş haldeyken bile, motor sporları tutkunlarını
heyecanlandırmakla kalmamış, otomobil severlerin de kalplerini
fethetmişti.
Yol versiyonunun gücü, çıktığı günden, yerini yeni
kasasına bırakıncaya kadar, 195 beygirden 238 beygire kadar yükseldi ve
yaklaşık 18,000 adet satıldı.

E36 M3
Döneminde hiçbir motor litre başına bu
kadar yüksek güç üretemiyordu.
İkinci nesil M3 tamamen farklı bir
otomobildi. İlk M3’den farklı olarak yeni modelde çamurluklar
genişletilmemişti. Aksine, bütünüyle boyalı marşbiyeller, aerodinamik
aynalar ve daha geniş hava girişi bulunan ön tampon haricinde, aracın gücü
dışarıdan eski modeldeki gibi belli olmuyordu. Ancak kullanılan güçlü
motor ile araç, ağırbaşlı bir tek kapı olmuştu.
E36 M3’de önceki
modele göre yaklaşık üçte bir oranında daha büyük motor kullanıldı ve
hacim 3 litreye ulaştı. %46 güçlenen ve 286 beygir güç üreten motorda, BMW
mühendisleri tarafından geliştirilmiş, farklı subap zamanlamalarını mümkün
kılan VANOS sistemi kullanılmıştı. Yeni motorun maksimum torku 320 Nm idi
ve daha rölantide eski modelin maksimum torkunu
sağlayabiliyordu.

İkinci nesil M3 100km/s hıza 6 saniyede ulaşabiliyordu ve
son hızı da 250 km/s’in üzerindeydi.
Şasisi ve frenlerde güç
doğrultusunda geliştirilmiş,17 inçlik jantların içine standart modellerden
daha büyük ebatta fren diskleri konulmuştu. Araç böylece 100 km/s hızda
frene basıldığında 35 metrede veya 2.8 saniye de, 200 km/s hızda ise 6
saniyeden az sürede durabiliyordu.
Standart modelden, yere 31
milimetre daha yakın olan M3’ün amortisörleri de daha sertti. Şasi
üzerinde yapılan geliştirmeler ile araç 1g kuvvetindeki yanal çekimlere
dayanacak şekilde üretilmişti.
1994 yılında M3’ün hem üstü açık,
hem de 4 kapı modeli satışa sunuldu. Üstü açık modeli, 1999 yılında
üretimi bitene kadar 12,114, 4 kapılı modeli ise 12,435adet
sattı.

Firma 1995 yılında, özel bir model, M3 GT’yi satışa
sundu. Sadece “British Racing Green” yani koyu yeşil renkte üretilen
model, 295 beygir gücündeydi. Ön spoyleri ayarlanabiliyordu ve içinde
karbon fiber parçalar kullanılmıştı. Bu model ise toplam 350 adet
üretildi. Aynı yılın Temmuz ayında, M3’ün sıralı 6 silindirli motor hacmi
3.2 litreye yükseldi ve motorda çift VANOS kullanıldı.
Yeni 3.2
litrelik M3, 7400 devirde 321 beygir güç üretiyordu. Yeni model daha
hızlıydı ve 0-100km/s hızlanmasını 5.5 saniyede tamamlıyordu. Müşterilerin
istekleri doğrultusunda araçta 6 vitesli şanzıman kullanıldı. Ön fren
diskleri de, alüminyum alaşımlı oldu.
1997 yılında SMG yani sıralı
M şanzımanı üretildi ve M3’de satışa sunuldu. SMG, elektro hidrolik bir
sistemin debriyajı ayırması ile çalışıyordu ve hızlı vites geçişleri
sağlıyordu.

İkinci nesil M3’ün tüm modellerinden, üretimin bittiği
1999 yılına kadar, 71,242 adet üretildi.
E46 M3
Tekrar geniş
çamurluklar…
Üçüncü neslin tanıtımı 2000 yılında yapıldı. Yeni
model daha dinamik ti ve tasarımı daha özeldi.
Tasarımında,
aerodinamik aynalar ve farklı ön tampona ilave olarak, 20 milimetre geniş
çamurluklar ve kademeli motor kaputu dikkat çekiyordu.
Artık 4 adet egzoz
çıkışı kullanılıyordu. Alüminyum motor kaputu %40 daha hafifti ama
çarpışmalarda zayıf değildi. Çamurluklarda da hava girişi için, üzerinde
M3 logoları bulunan ızgaralar kullanılmıştı.

Sıralı 6 silindirli motorun hacmi 3246 cc’ye, gücü 343
beygire yükselmişti. Pistonlar, Formula 1 araçlarındaki kadar hızlı,
saniyede 20 metre hareket edebiliyorlardı ve motor 8000 devir çeviriyordu.
Motorun ağırlık merkezi, otomobilinkini iyileştirecek şekilde
tasarlanmıştı. Torkunun %80’ini 2000 devirden itibaren üretiyordu. E46
M3’ün motoru, 2001 yılından 2006 yılına kadar, sınıfında yılın motoru
seçildi.
1570 kilogram ağırlığındaki gövdesi ile üçüncü nesil M3
100km/s hıza 5.2 saniyede ulaşıyordu. Aynı hızdan durması için ise 35
metre yetiyordu.
Motor’un yüksek devri ve kompleks verilerini
değerlendirmesi için yeni bir kontrol sistemi, MSS54 adında bir “beyin”
geliştirildi. Yeni “beyin” saniyede 25 milyon girdi ile başa çıkabiliyor,
her silindiri ayrı ayrı kontrol edebiliyordu.
Artık sürücü, vitesin
hemen önünde bulunan, daha spor gaz tepkileri veren “Sport” düğmesine
basma seçeneğine sahipti. İlk kez bir M3’de stabilite sistemi
kullanılıyordu. Stabilite sistemi DSC, standart 3 serisinden alınmamış,
bunun yerine, aracın gücüne uygun yeni bir sistem geliştirildi. BMW M
modellerinin hepsinde bulunan diferansiyel kilidi E46 M3’de kullanıldı.
Değişken M Diferansiyel kilidi %25 kilitlenme yerine artık %100
kilitlenebiliyordu.
Ön ve arka tekerlekler üzerinde ağırlık
dağılımı %50-%50 olan üçüncü nesil M3’ün şasisi, firma mühendisleri
tarafından, “Şasi her zaman motordan hızlı olmalıdır” ilkesi ile
geliştirilmiş.
E46 M3’ün 2001 da cabrio versiyonu üretildi. 2002
yılında American Le Mans Series’de başarılı olan yarış otomobilinin yol
versiyonu M3 GTR’yi üretti. 460 beygir gücündeki kuru karter yağlamalı
motorun gücü yol kullanımına daha uygun olması için 350 beygire düşürüldü
ve Almanya’da 250,000 Euro’ya satıldı.
2003 yılında BMW, M3 CSL
modelini satışa sundu. Standart M3’den 110 kilogram hafif olan model 360
beygir gücündeydi. 100km/s hıza 4.9 saniyede, 200 km/s hıza 16.8 saniyede
ulaşıyordu. Azami hızı yine 250 km/s de sınırlandırılmıştı.
Safkan
bir spor otomobil olan CSL, direksiyondaki bir düğmeye basıldığında bütün
potansiyelini ortaya koyacak moda geçiyordu. SMG sıralı şanzımanı
vitesleri 0.08 saniyede değiştirebiliyor, kalkış kontrol sistemi,
sürücüsünün sadece gaza basması ile aracı ok gibi fırlatıyor, vites
geçişlerine sistem karar veriyordu. Stabilite sistemi de daha geç devreye
girebiliyor, sürücüsüne daha özgür bir sürüş sunuyordu.
2006 yazına
kadar, 29633’ü cabrio olmak üzere, toplam 85139 adet E46 M3
üretildi.
|