1987 MODEL BMW E30 M3 COUPE
Sadece 18.000 adet
üretilmesi ve "gelmiş geçmiş en fazla yarış kazanan otomobil"
unvanını elinde bulundurması, ne derece değerli bir otomobil
olduğunun göstergeleri.

PERFORMANS
BMW denince kuşkusuz akla gelen ilk olgu.
Kurulduğu ilk günlerden itibaren en düşük hacimli motorundan
en safkan sporcularına kadar her modelinde, segmentinin her
zaman en performanslı, en sportif ve en yüksek sürüş keyifli
otomobillerini üretmeyi ilke edinmiş bir marka.
Günümüz
otomobillerindeki teknolojik gelişimler ve iyileştirmeler pek
çok markada saf sürüş zevkini olumsuz yönde etkilemiş olsa da,
BMW bu konuda hala hiçbir taviz vermeyen ender markalardan
biridir. Bir diğer deyişle, yıllardır kullandığı, "The
Ultimate Driving Machine" yani, "Mükemmel Sürüş Makinesi"
sloganının arkasında durmuştur.
BMW'nin her ne kadar bütün
ürün gamı sportif bir altyapı üzerine kurulmuş olsa da,
içlerinde bir seri her zaman sportifliğin, performansın ve en
yüksek sürüş keyfinin temsili olmuştur: BMW M serisi
otomobilleri.
Sundukları olağanüstü performansları ve
süratlerini, kusursuz yol tutuş ve denge özellikleri ile
harmanlayarak daima Alman spor otomobil mühendisliğinin en
mükemmel temsilcileri olmuşlardır.

YARIŞ OTOMOBİLLERİNDEN SOKAK OTOMOBİLİ
1972 Mayıs
ayında BMW firmasının bünyesinde kurulan BMW M (Motorsport)
GmbH'nin asıl kuruluş amacı, zamanının yarış serilerine, BMW
yarış otomobilleri geliştirmek ve hazırlamaktı. İlk
kurulduğunda sadece 8 personeli ile yarış otomobilleri
tasarlayan ve hazırlayan bu küçük atölye, BMW'nin
motorsporlarındaki pek çok başarısına imza atmaya başlayınca,
BMW M GmbH, yarış otomobillerinden gelen tecrübesi ile BMW AG
için sokak kullanımına uygun, seri üretim sportif karakterli
araçlar da üretmeye başladı. Artan ilgi ve taleple, 1988'e
gelindiğinde BMW M GmbH, sayısız motorsporu başarısına ve 400
kişilik bir personel sayısına ulaşmıştı.
İlk seri üretim
BMW Motorsport otomobili M1'i sırasıyla, E12 M535i, E24 M6,
E28 M5 ve tabii ki bu sayımızın konuğu olan E30 3 serisinin en
üst modeli olan efsanevi E30 M3 takip etti.
E30 M3'ü diğer
M otomobillerden ayıran birkaç sıra dışı özelliğini belirtmek
lazım. Normalde otomobil firmalarının performans departmanları
önce sokak için üretilen bir otomobili temel alarak yarışlara
uygun şekilde geliştirir ve yarıştırır fakat E30 M3 ilk
formunu yarış kurallarına ve gerekliliklerine göre almıştır ve
alışılanın tersine, sokak otomobili, yarış otomobilinden yola
çıkılarak ortaya çıkmıştır. Bunun sebebi ise, FIA'nın Alman
DTM ve diğer Turing şampiyonalarında yarışacak her aracın
homologe olması için yarış versiyonundan temel olarak fazla
farklılık göstermemesi gereken, minimum 5.000 adet sokak
versiyonuna sahip olmasını şart koşmuş olmasıdır.
BMW
Motorsport hazırladıkları yarış otomobilini pistlere
sokabilmek için bu şartlara uygun en sokak versiyonunu en
hızlı şekilde hazırlamaya başlar ve E30 M3'ü üretir.
BMW,
sokak versiyonunu istenilen standartlara uygun üreterek E30
M3'ü yarışlarda koşturmaya hak kazandı ve emeğinin de
karşılığını aldı. BMW E30 M3 "gelmiş geçmiş en fazla yarış
kazanan otomobil" unvanını bugüne kadar hala elinde
tutmaktadır. Binlerce zaferinin arasından en önemlileri
şunlardır:
1987 Dünya Turing Otomobili Şampiyonluğu, 1987
ve 1988 Avrupa Turing Şampiyonluğu, 1988 ve 1991 İngiltere
Turing Şampiyonluğu, 1987, 1989, 1990 ve 1991 İtalya
Superturismo Şampiyonluğu, 1987 ve 1989 DTM Şampiyonluğu, 1987
Avustralya Turing Şampiyonluğu, 1987, 1988, 1991, 1992 ve 1993
Guia Yarışı Birincilikleri, 1989, 1990, 1991 ve 1992
Nürburgring 24 Saat Yarışı Birincilikleri, 1987, 1988, 1990 ve
1992 Spa 24 Saat Yarışı Birincilikleri.

Sokak versiyonu
tamamı ile yarış otomobili temel alınarak üretildiği için,
aracın bütün tasarımı, donanımı ve iyileştirmeleri, estetik ya
da görsellik değil, tamamı ile fonksiyonellik ön planda
tutularak uygulanmıştır. Örneğin, aracın ön ve arka
çamurlukları DTM yarışlarında kullanılan 10 x 18 ebatlarındaki
geniş jant ve lastik setinin sığması için genişletilmiştir.
Aynı şekilde aracın C sütunu aerodinamik katkı için normal E30
3 serisinden farklı olarak daha yatay bir açıda inmekte ve
arka bagaj kapağı yükseltilerek ve kanat eklenerek bu
aerodinamik etki daha da kuvvetlendirilmiştir. Bugüne kadar
hiçbir otomobilin baz versiyonu, spor versiyonu için bu kadar
büyük bir değişime uğramamıştır.
Dış tasarımında baz aldığı
standart 3 serisi ile sadece kaputunun ortak olarak
kullanıldığını hatırlatırsak sanırım bu aracın yarış
versiyonuna ne kadar yakın olduğunu ve normal 3 serisinden ne
kadar uzak olduğunu bir kez daha anlamış olacaksınız.
E30
M3'ün S14 kodlu 2.3L hacim ve 200 HP / 145 kW güce sahip
efsanevi motoru, altyapısını ilk üretilen süper spor M1'in M88
kodlu sıralı-6 motorundan aldığı için yüksek devir
çevirebilen, dayanıklı ve hafif bir yapıya ve aynı zamanda
çevik ve esnek bir karaktere sahiptir. Şanzımanı da aynı
şekilde yarış otomobili esas alınarak tasarlandığı için ters 1
dizilime sahiptir. Sebebi ise, yüksek süratli Avrupa
pistlerinde pilotlar ağırlıklı olarak 4. ve 5. vitesi
kullandıkları için bu iki vitesin daha seri kullanımı için
aynı kanalda konumlandırılmış olmalarıdır. Otomobilin bunun
gibi motorsporları köklerini hatırlatan detaylara sahip olması
aracın bu kadar talep görmesinde ve bugünkü "otomobil ikonu"
konumuna ulaşmasında, kuşkusuz en fazla paya sahip olan
etkendir.
E30 M3'ün temel olarak 4 versiyonu vardır. Bunlar; M3, M3
Evo I, M3 Evo II ve M3 Sport Evo'dur. Bunların haricinde M3
Evo II'nin kendi içinde; Cecetto, Ravaglia ve Europa Meister
gibi sınırlı adet üretilmiş özel versiyonları da
bulunmaktadır. Evo I ve Evo II modelleri aynı 2.3L hacimli
motorun biraz daha güçlü (215 HP) versiyonuna sahipken, asıl
fark M3 Sport Evo versiyona aitti. Hacim 2.5L'ye ve gücü 238
BG'ye ulaştırılmış ve aerodinamik iyileştirmeler için aracın
ön tamponunda ve arka kanadında ayarlanabilir flaplara
sahipti. Bütün versiyonlar ile birlikte E30 M3 toplam 18.000
adet üretilmiştir. Günümüzdeki M otomobillerinin yüz binlerce
adet üretildiğini düşünürsek bu aracın ne kadar özel ve
kıymetli olduğunu bir kez daha
anlayabiliyoruz.
|